24.11.2021 tarihinde kabul edilmiş olan, İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (“Kanun”) 30.11.2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yazımızda Kanunla İcra Hukukuna getirilen önemli değişikliklere yer vereceğiz.
İcra Başmüdürü Görevlendirilmesi ve İcra Daireleri Başkanlığı Kurulmasına İlişkin Değişiklikler
İcra İflas Kanunu (“İİK”) m.1’e eklenen yeni fıkra ile iş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla olduğu icra dairelerinde; icra müdürünün yetkilerine sahip olacak icra başmüdürü görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. Benzer şekilde iş yoğunluğunun veya icra dairelerinin sayısının fazla olduğu yerlerde Adalet Bakanlığı tarafından bir veya birden fazla icra daireleri başkanlığı kurulabilecektir. Bu düzenleme ile icra dairelerinin gözetim, denetim ve idari işlerine bakma görevi icra mahkemelerinden alınarak icra daireleri başkanlığına verilmiştir. Artık icra mahkemeleri ancak icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapacak, idari işlerine bakacaktır. Önemle belirtmek gerekir ki; işbu düzenleme şikayet ve itirazlar bakımından icra mahkemelerinin denetim yetkisini ortadan kaldırmamaktadır.
İcranın Geri Bırakılması Hakkındaki Değişiklikler
İcranın geri bırakılması kararı istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemeleri ve temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilmekte iken İİK m.36’ya eklenen ibareler ile, ilamlı icra sürecinde icranın geri bırakılması kararını takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden alınması düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde açıklandığı üzere söz konusu değişiklik, mevcut icranın geri bırakılması prosedürünün bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay nezdinde ilave iş yükü oluşturması; borçlunun ya da vekilinin özel takibini gerektirmesi nedeniyle zaman ve emek kaybı yaratması; işlemlerin süreye tabi olması nedeniyle aksamalara ve mağduriyetlere neden olması sebebiyle yapılmıştır. Bölge adliye mahkemesinin temyiz yolu açık olarak esastan ret verdiği kararlarda icranın geri bırakılması kararı temyiz yoluna başvuru süresinin dolmasına kadar geçerli olacaktır.
Hacze İlişkin Yapılan Değişiklikler
İİK m.87’de yapılan değişiklik ile, artık haczi yapan memur sicile kayıtlı mallar üzerinde kıymet takdiri yapamayacağı; sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin, bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere, bunların bulunmaması halinde listede kayıtlı diğer bilirkişilere yaptırılması zorunlu hale getirilmiştir. İİK m.88’de yapılan değişiklik ile, haczedilmiş ve muhafaza altına alınmamış malların satış talebi üzerine muhafaza altına alınacağı; sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ise İİK m.106 hükümleri gereğince giderlerin tamamı peşin olarak ödendi ise kıymet takdiri ve satış talebi birlikte yapılabileceği düzenlenmiştir.
Satış Talebine İlişkin Değişiklikler
İİK m.106’da yapılan değişiklik ile, alacaklıyla birlikte borçlunun da haczolunan malın satışını isteyebilmesi düzenlenmiştir. Ayrıca satış isteme süresindeki taşınır ve taşınmaz ayırımı kaldırılmış olup haczolunan malların bir yıl içerisinde satışının istenebileceği düzenlenmiştir. Anılan süre içerisinde satışın istenmesine rağmen satılamayan mal için satış isteme süresinin ilk sürenin bitişinden itibaren bir yıl daha uzaması düzenlenmiştir. İİK m.97(a)’da yapılan değişiklikler ile, borçlu ile üçüncü kişinin birlikte zilyetliğine ilişkin hükmün uygulamada yarattığı problemleri ve üçüncü kişilerin mağduriyetlerini gidermek adına yapılan değişiklikle, üçüncü kişinin yedieminliği kabul etmesi halinde artık mal muhafaza altına alınmayacaktır.
Borçluya Satış Yetkisi Verilmesine İlişkin Değişiklik
İİK’ya eklenen m.111(a) uyarınca, borçlunun rızaen satış için kendisine yetki verilmesini talep etmesi mümkün kılınmıştır. Değişiklik doğrultusunda; borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebildiği gibi kıymet takdirinin yapılmadığı durumlarda kıymet takdiri yapılmasını isteyebilir. İcra müdürü, kıymet takdirinin kesinleşmesinden sonra cebri satış işlemlerini durdurarak borçluya on beş günlük süre verir ve bu sürenin başlangıcından icra mahkemesinin satış onayı ile alakalı kararına kadar geçen sürede alacaklı bakımından satış isteme süresi işlemez. Ayrıca rızai satışta bedel malın muhammen kıymetinin yüzde doksanı ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu aşamaya kadar bu mahcuz için yapılan takip masrafları toplamından az olamaz. Borçludan malı almak isteyen alıcı, belirlenen bedeli on beş gün içerisinde dosyaya ödemeli, bu halde icra müdürü de dosyayı satışa ilişkin karar verilmesi için icra mahkemesine göndermelidir. Mahkeme tarafından, on gün içerisinde talebin kabulü veya reddine kesin olarak karar verilecektir. İİK m.111’e eklenen fıkra ile, alacaklı ile borçlunun hacizden önce veya sonra taksitlendirme hakkında icra dairesinde yapacakları sözleşmenin damga vergisinden istisna tutulması düzenlenmiştir.
Elektronik Ortamda Açık Artırma ve İhale Usulüne İlişkin Değişiklikler
İİK’ya eklenen m.111(b) uyarınca, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında yapılması düzenlenmiştir. Bu değişiklikle haczedilen malların açık arttırması tamamen elektronik ortamda yapılacaktır. Açık artırmaya ilişkin ilgili maddelerdeki taşınır-taşınmaz satışı ayırımı da ortadan kaldırılmıştır. Bu doğrultuda artırma hazırlık tedbirleri ve ihalenin yapılmasına ilişkin 114 ve 115. maddeler de değiştirilerek haczedilen malın satışına ilişkin hazırlık işlemleri ile ihale usulü, elektronik satışa uygun olarak yeniden belirlenmiştir. Yapılan değişikliklerle, açık arttırmalara internete erişim olan her yerden katılım imkanı getirilerek ihaleye katılan kişi sayısını attıran, tekliflerin kolay ve şeffaf bir şekilde verilmesini temin eden ve mahcuz mal veya hakkın rayiç değeri üzerinden satışı sağlayarak alacaklı ve borçlunun menfaatlerinin en üst düzeyde koruyan bir sistem öngörülmüştür.
Ayrıca belirtmek gerekir ki; ihale alıcısı, ihalenin feshi talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini nakden ödemek zorundadır. Değişiklik ile, ihalenin feshini talep edebilecek kişiler “resmi sicildeki ilgililer” olarak düzenlenmiştir. Bir başka değişiklik de kötü niyetli fesih taleplerinin engellenmesi amacıyla, diğer kişilerin ihalenin feshini talep edebilmesi için yüzde beşlik bir teminat yatırmaları zorunluluğu getirilmesidir.
Teminat Karşılığı Ödemeye (Sıra Cetveli) İlişkin Değişiklikler
İİK m.142(a)’da yapılan değişiklik ile, sıra cetvelinde yer alan alacaklının, teminat karşılığında alacağını tahsil edebileceği ve bankadan alınacak teminat mektubunun kesin ve süresiz olması gerektiği düzenlenmiştir. İşbu değişiklik sayesinde, alacağı tahsil etmek için sıra cetveline şikayet veya itiraz yoluna başvurmaya gerek kalmayacaktır.
Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin Değişiklikler
Kanun’un 32. maddesi ile çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair İİK m.25, m.25/a, m.25/b, m.341 yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kapsamda, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların yerine getirilmesi, icra ve iflâs hukukunun bir konusu olmaktan çıkmış olmakla birlikte bu husus Kanun’un 39. maddesi ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (“ÇÇK”) kapsamında yapılan eklemeler ile düzenlenmiştir. İİK kapsamında çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair maddelerin kaldırılması önemli bir değişiklik yaratmakta olup anılan değişiklikle çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin denetleme ve yaptırım uygulama yetkisi aile mahkemesine verilmiştir. Kanun’un 48. maddesi ile ÇKK’ya “geçici madde 2” eklenmiş olup işbu geçici madde ile yeni hükümler akabinde ortaya çıkan geçiş dönemine ilişkin kurallar düzenlenmiştir. İİK’da çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükümler Kanun’un yürürlük tarihi olan 30 Kasım 2021 tarihinde mülga olmuştur. Kanun koyucu tarafından, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükümlerin yürürlüğüne ilişkin ileri bir tarih belirlenmemiş olsa dahi Kanun’un 48. Maddesi ile ÇKK’ya eklenen geçici madde uyarınca, 30 Kasım 2021 tarihinden itibaren altı ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılacak yeni yönetmelik ile değişiklikler kademeli olarak uygulamaya geçecek; yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yıl sonra ülke genelinde uygulanacaktır. Düzenleme gereğince, en geç 30 Mayıs 2022 tarihine kadar yönetmelik çıkarılmış olursa, en geç 30 Mayıs 2023 tarihine kadar tüm ülkede çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından yerine getiriliyor olacaktır. Sonuç olarak ÇKK’ya yapılan eklemeler aşamalı olarak uygulamaya geçeceğinden, henüz yeni düzenlemenin uygulamaya başlanmayan yerlerde, mülga İKK hükümleri uygulanmaya devam edecek; yeni düzenlemenin uygulanmaya başlandığı yerlerde ise icra dosyaları teslim veya kişisel ilişki kuruması işlemleri ile sınırlı olmak üzere icra müdürlüklerince re’sen işlemden kaldırılacaktır.
ÇKK geçici madde 2 ile düzenlenen bir başka geçiş hükmü de, cezai yaptırımların uygulanmasına ilişkindir. Kanun’un uyarınca, 30 Kasım 2021 tarihli yürürlüğe önce gerçekleşen ve “Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası” başlıklı İİK m.341 kapsamında olan bir eyleme ilişkin şikayet yargılaması icra mahkemesinde yapılacak olup aile mahkemesine gönderilmeyecektir. 30 Kasım 2021 tarihinden sonra çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamlar veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet edilmesi halinde ÇKK m. 41/F uygulama alanı bulacaktır. Söz konusu maddeye göre, şikayet mercii aile mahkemesi olacaktır. Bir başka deyişle, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamlar 30 Kasım 2021 tarihinden sonra ister icra dairesinde ister adlî hizmet ve mağdur hakları müdürlüğünde yerine getiriliyor olsun ÇKK m. 41/F uygulanacaktır ve görevli mahkeme aile mahkemesi olacaktır.
İlgili düzenleme ile, çocuk hakkında yerine getirilecek kararlarda çocuğun üstün yararı esas alınmakta olup çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilâmların yerine getirilmesi bakımından yapılan tüm işlemler harçtan muaf tutulmaktadır. Bu iş ve işlemler için harçlar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacaktır.